Bu site hazırlanırken hiçbir canlıya zarar verilmemiştir. ©2017 Atıl Çelik

December 26, 2016

December 24, 2016

October 29, 2016

Please reload

Son Paylaşımlar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Tanıtılan Yazılar

6. Hastalık: ROSEOLA İNFANTUM. Bir Babanın Ateşle İmtihanı.

June 14, 2016

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sen 9 ay koru, bütün kış hasta etme, derken Haziran ayında çocukta 39 derece ateş olsun. “Haydaaa nerden çıktı bu şimdi?” demeyin, oluyormuş.

3 Haziran Cuma günü dersten çıkmış odamda oturuyordum. Bir çay aldım kendime, geçtim youtube’dan birkaç video izleyip dinleneyim derken “dın” diye bir mesaj geldi. Mesaj Gizem’den. Açtım baktım hemen; Atıl, Gece ateşlendi. 39 derece ateşi. Ne yapayım?” Hiç beklemediğiniz anda gelen bu tür darbeler insanda değişik tepkiler yaratabiliyor tabi. Bende de garip bir tepkime oldu ama hemen kendimi toplayıp “hemen Şeref Bey’i ara” dedim. 5 dakika sonra bir mesaj daha “ ben duşa sokuyorum Gece’yi, sonra da Calpol vericem. Bu alından ateş ölçen alet acaba yanlış mı gösteriyor? Sen bir tane kulaktan ölçenlerden alsana gelirken.” Tabi ben durur muyum yerimde? Durmam. Hemen gittim izin aldım. Son iki ders dersim yoktu. Gittim alışveriş merkezinden bir kulaktan ateş ölçen alet aldım ve eve geldim. Bir baktık kızın ateşi 39,6. Hala düşmemiş. Hemen bir duşa daha soktuk. Bu arada Gece Hanımın keyfi yerinde. etrafa gülücükler saçıyor. Bana da baba baba diyor :)  Kendi kendimize sorup duruyoruz biz bu çocuğu nasıl hasta ettik diye. Hiç bir neden bulamıyoruz.

Bir saat falan sonra Gece kucağımdayken bir anda kusuverdi. Biz yine panik olduk. O anda ikimiz de nasıl paniğiz ama anlatamam. “Hemen 9 Eylül Çocuk Acile gidelim” dedim. Atladık arabaya ve doğru hastahaneye. Giriş yaptık ve hemen bir doktor ateşine baktı ve bizi içeri aldı. Bu arada ben hemen yeni aldığım ateş ölçeri çıkarıp tam bir oğlak erkeği gibi doktorun ölçtüğü cihaz ile kalibre ettim. En azından eve gittiğimizde yanlış ölçüm yapmak istemiyorum. Bu arada içerde bir kadın doktor kan ve idrar tahlili istedi. Benim başımdan aşağı soğuk sular döküldü çünkü kan dendimi ben iptal oluyorum. Bir de canınızdan çok sevdiğiniz çocuğunuza o iğnenin batırılması… (burada 10 dakka iptalim) Hah şimdi iyiyim. Gece’yi içeri aldılar ve Gizem yanına girdi. Ben koridorda bekliyorum. Birden Gece’nin sesini duydum. Nasıl acı acı ağlıyor. 5 dakka sürdü ya 5 dakka! İki elini de delmiş hemşire alamamış kanı bir kerede. Neyse bu travmayı atlattık sıra geldi çişe. Pediatrik idrar torbası var tam vaginaya yapıştırılıyor ve idrarını yapınca torbaya gidiyor teknik olarak. Tabi pratikte biz 3 gün idrar alamadık. 6 tane torba çöpe gitti. Neyse kan değerleri normal çıkınca doktor bizi yolladı. “Pedifen ve Calpol’ü 4 saat ara ile değişimli verin. Ateşi 39 u geçerse fitil yapın” dedi ve bizi yolladı. Eve gelince hemen ilaçlara başladık. Bu arada iştahı yok kızın. Bir şey yemiyor ve su içmiyor. Sadece annesini emiyor. Bu arada biz bu süreçte Gece’ye bardaktan su içmesini öğrettik :) bu da iyi oldu.

İlk gün tüm gece kızı aramıza alıp sürekli ateşini ölçmekle ve ateş yükselince duşa sokmakla geçti. Ertesi gün sabah saat 6’da ayaktaydık. Yani Gece uyandı. Biz zaten uyumadık.

İkinci gün doktorumuz Şeref Bey’i aradık ve hemen yanına gittik. Kan değerlerini gösterdik durumu anlattık. Bu arada kız 50 gram vermiş kilo almak yerine. Zaten 2 gündür sadece emiyor. “Normal” dedi doktor. “2 gün yemek yemediğinden vermiştir kilo. 15 gün sonra yine bakarız” dedi. Genel durumu iyiydi Gece’nin. Bize gerekli olursa diye bir antibiyotik verdi. Bize 6. hastalıktan da bahsetti o anda. “3 gün sonra deride kırmızı döküntüler olabilir. O zaman bir ohh çekebilirsiniz” dedi. Tabi başka bir durum da olabilirmiş. İdrar yolu enfeksiyonu gibi. Biz idrar alamadığımızdan test yaptıramadık ama çalışmalarımız her gün devam etti.

Cumartesi günü berbat geçti. Hiç oturmadan ve sürekli Gece’yi oyalayarak. Hayatımızda ilk defa böyle bir şeyle karşılaşıyoruz sonuçta. Mangalda köfte yapmıyoruz ki. Bu ateş başka ateş. Ben bu arada netten hastalıklara bakıyorum deli gibi. En korktuğum şey de havale geçirmesi.

Akşama doğru ateş yine atak yaptı. Sabah sakindi oysa ki. 37,8 ile 38,2 arasında dolandı ama akşam olunca ağlama krizleri ile ateş 39 oldu yine. Biz hemen bir duş ve ilaçlarla düşürme çabalarındayız. Saat 23:00. Gece durmadan ağlıyor. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Çaresizlik fena. Amatör ana-baba… Saat 00:30. Gizem “hadi arabayla dolaşalım belki uyur” diyince hemen dışarı çıktık. Atladık arabaya dolanmaya başladık. Daha 300 mt gitmeden Gece uyudu. İçimi bir huzur kaplayacak oldu ki bir anda ağlamaya başladı. 2-3 km sonra eve döndük. Ağlamalar devam. Saat oldu 01:30. Gizem son bir hamle ile zaten bitkin düşen Gece’yi sonunda uyutabildi. Gözümde artık daha yüce bir anne Gizem. Süper Anne. Hemen telefonlarımızda alarmları kurduk. Saat başı uyanıp ateşini ölçelim diye. Daha 2 saat geçti ateş yine 39,4 oldu. Biz hemen Gece’yi soyduk. Uyandı tabi bu arada. Biraz kendine gelmesini bekleyip doğru duşa soktuk. Gizem hemen bir fitil yaptı. Saat 6 ya kadar odada oturduk oyun oynadık. Ateş 1 saat sonra 37,8’e düşmüştü. Gece de ateşi düşünce hemen uyumak istedi ama ağlıyordu ve uyuyamıyordu. Bu süreç saat 6’da Gece’nin pes edip uyuması ile bitti. Biz hastalığının ne olduğunu bilsek ona göre davrancaz ama onu da bilmiyoruz. Doktorlar bir teşhis koymadı. Süreci izliyorlar.

Pazar günü yani 3. gün. Saat 08:30’da uyandı gece. Ateşi 37 derecelerde. Ohh dedik ateşi yok. Saat 11:00 gibi Gizem’in annesi ve anneannesi geldi. Bu arada Gece 3 gündür bir şey yemiyor. Annesini emiyor ve ıhlamur, anason, rezene içiyor ve biraz da bardaktan su içiyor. Bizim kız biraz garip :) normal yoğurt yemez. İlla sarımsaklı olacak. Gizem yoğurt yaptı belki 3 günde 15inci tabak mamayı ve çorbayı attıktan sonra. Bir de bunu deneyelim dedi ve anneanneye verdi. Aaaa bizim kız yedi yoğurdu. Üstüne 3 kaşık da çorba yedi mi. Biz nasıl mutluyuz ama.

Akşama doğru Gizem’in ailesi gitti benim anne ve baba geldi. Bu arada bugün hiç ateşi 38,2’nin üstüne çıkmadı. Gece saat 20:00 da bitkin bir şekilde uyuyakaldı. Bugün sanki daha sakindi. Gizem de hemen yattı. Ben biraz annemlerle oturdum ve 23:30’da yattım. Yine saat başı ölçüm yapıyoruz. Saat 03:00’da Gece uyandı. Ateşi 38,8. Şurup vermeye çalıştık içmedi. Islak bezle eklem yerlerini sildik. Sonra dayanamayıp çaresizlik içinde fitil yaptık. Bu arada bir baktık ki ensesinde kırmızı lekeler var. O anda bizim sevincimizi anlatamam size çünkü artık teşhis konulmuş oldu. Beklediğimiz an geldi. Aklımızdaki tüm kötü düşünceler silindi ve mutlulukla Gece’nin döküntülere baktık. Bu hastalığın son evresi. Döküntüler başladı mı ateş ir daha yükselmeyecek teorik olarak. Doktor öyle dedi. Koca internette de yalan yazacak değil ya arkadaş. Neyse sabah ben işe gittim doğal olarak Pazartesi olması  sebebiyle. Gizem hemen kalkınca fotoğraf çekip doktorumuza yollamış ve doktor da “artık ilacı kesin. Bundan sonra ateş falan olmaz. Döküntüler 2-3 güne gider ve iştahı da yerine gelir” demiş. Bu haberden sonra gün süper geçti benim için. Eve geldiğimde Gece hanım hiç ateşlenmemiş ve gülücükler saçarak elden ele dolşıyordu. Biz de savaştan galip çıkmış kumandanlar gibi şendik (savaşa karşıyım).

Baba olmak gerçekten zormuş. Çocuğunuzun hastalanması inanılmaz acı verici. O ağlıyor ve siz çaresizsiniz. “Tamam babam geçicek” demekten başka bir şey gelmiyor elinizden. Bu sayede hayatımıza değişik bir hastalık da girmiş oldu; 6. Hastalık. Sanırım adını HHV 6 virüsünden alıyor. Başınıza gelirse korkmayın diyemem çünkü teşhisi çok zor ve hiç bir antibiyotik işe yaramıyor. 3 gün ateş, kontrol edin ve döküntüleri bayram yaparak karşılayın. Tabi ki hiç başınıza gelmemesi daha iyi olacaktır. Kendinize ve çocuklarınıza iyi bakın…

                        *Cumartesi sabaha karşı saat 04:00 suları. ateş 39 derece ama hale bak :)

                                                                                                                       

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Etiketlere Göre Ara