Bu site hazırlanırken hiçbir canlıya zarar verilmemiştir. ©2017 Atıl Çelik

December 26, 2016

December 24, 2016

October 29, 2016

Please reload

Son Paylaşımlar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Tanıtılan Yazılar

Kaç Para Bu Flüt?

May 10, 2017

Geçtiğimiz günlerde bir youtube videosu izledim. Videoda bir mahkeme salonunda eğitim ile ilgili bir yargılama yapılıyordu ve eğitim sistemini suçlayan tarafın avukatı bazı örnekler veriyor. Bu örneklerde telefonun gelişimi, televizyonun gelişimi, otomobilin gelişimi gibi dünden bugüne örnekler var. En sonda da bir sınıf ortamı örneklendiriliyor. Eski zamanlardaki sınıf ile şimdiki sınıf karşılaştırılıyor. Evet, tahmin edebileceğiniz gibi bir gelişim yok. Sıralar, öğretmen masası, yazı tahtası ve panolar hala demirbaş. Öğretmenseniz yazıyı okuduktan sonra sınıfınıza bir bakın. Öğretmen değilseniz bir öğrenciye sorun. Sağlamanızı yapın. Şimdi bu konu burada dursun. Bir başka örnek veriyorum.

Müzik tarihçileri klasik müzik dönemlerini şu tarihlerle ele alırlar.

  • Rönesans (1450–1600) *150 yıl

  • Barok Dönemi (1600–1750) *150 yıl

  • Klasik Dönem (1750–1820) *70 yıl

  • Romantik Dönem (1820–1900) *80 yıl

Klasik dönemden sonra dönemlerin hızla geçme sebeplerinden biri de yaşanan toplumsal olaylardır. Bu dönemde Fransız Devrimi en göze çarpanlardan. Klasik döneme büyük etkisi olmuş ve dönemin 70 yıl sürmesine neden olmuş. 1800'lü yıllarda Avrupa’da süregelen savaşlar ve antlaşmalar insanların alışkanlıklarını ve yaşam tarzlarını etkilemiş ve Romantik akımını başlatmış. 20.yy’da yaşanan hızlı gelişmeler, Amerika ve Avrupa kıtasında yaşanan gelişmeler de daha hızlı bir şekilde müziğe yön vermiş ve zaten bu dönemden sonra sınıflandırmalar genelden özele dönmüştür. Artık Blues ve caz ayrı değerlendiriliyor, klasik müzik “Çağdaş” adı altında değerlendiriliyor. Hatta Rus, Alman, İtalyan ekolleri ayrı ayrı değerlendiriliyordu. Zaten 1. Dünya savaşından sonra hızlanan teknolojik gelişmeler hayatı hızlandırmış ve artık plak şirketleri müziği iyice ticarete dökmüştü bile.

Günümüze bakıldığında ise dönemler bırakın 10 yılları, yıl içinde hatta 4–5 aylık dönemlerde değişiyor. Şuanki müzik akımına bakılacak olursa neo-retro denebilecek müzik tarzları ve “one man band” akımları etkin.

Peki bu gelişmeler olurken müzik sınıfımızda neler oluyor?

Steve Jobs iPhone tanıtımında “her şey parmaklarınızın ucunda” derken aslında yaşadığımız yüzyılın akımının öncüsü olduğunu söylüyordu — gerçi şimdi artık dokunma da yavaş yavaş sona erdi ama o konuya sonra değinelim. Müzik sınıflarımıza baktığımızda yine karşımıza sıralar, dizekli tahta, panolar ve öğretmen masası çıkıyor. Öğrenciler evlerinde ipad’ler, launchpad’ler, keyboard’lar ve loopstation’lar gibi platformlarla müzik yapmaya çalışırken, okul ortamında hala blok flüt kullanıyoruz… Karşınızdaki öğrenci size bir VST (Virtual Studio Technology) yada bir AU (Audio Unit) sorduğunda eğer “şimdi sırası değil sen düzgün üfle şu flüdü” derseniz ve ertesi gün aynı öğrenci size “öğretmenim siz harika flüt çalıyorsunuz bir de bunu çalın” diye size EWI 5000 S getirirse (yaşanmış olay) o sınıftan kusura bakmayın ama ağlayarak kaçmanız çok normal. 17 aylık kızımın ipad ile dünyaya geldiği bir dönemde bunların olması çok normal ve bu durumda bizim de kendimizi birazcık geliştirmemiz olmamız zorunludur.

Orff Schulwerk yaklaşımı çok geniş bir alan ve müzik öğretmenleri bu alanı derslerinde kullanıyorlar. Carl Orff zamanında bu yaklaşımı ele alırken kişinin kendi içinden gelen isteklerini müzik ve ritimle birleştirmesi gerektiğini savunmuş ve bu yüzden uygulama alanı oldukça genişlemiş. Orff enstrumanı diye bir kavram var ancak bu enstrumanlar belli bir çalgı ailesi değildir. Bir kaşık bir tencere bir kalem de bu çalgı ailesinde yer alabilir. Tabi ki bir iPad de!

Okulöncesi ve ilkokul müzik eğitiminde çocukların bu platformu evlerinde oyun oynamak yada video izlemek için kullanması yerine müzik yapmaları için kullanmalarına yardımcı olmak ders içinde yapacağımız aktivitelerle olabilir. Uzun kaslarla çaldıkları vurmalı çalgıları aktarım ile iPad ekranına parmaklarının ucuna verdiğinizde farklı bir alanı geliştirmiş ve dersinizi daha dikkat çekici hale getirmiş olursunuz. Böylelikle öğrencileriniz evlerinde bu cihazları müzik yapmak için aktif olarak kullanabilecek ve siz de sınıfta küçük GarageBand orkestraları kurabileceksiniz. Teknolojiyi sınıfa almak hem sizi hem öğrencileri daha aktif hale getirecek ve zamanı yakalayıp ders içeriğinizi dolduracak diye düşünüyorum. Keyifli dersler dilerim.

 

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Etiketlere Göre Ara